Ekonomi de yeni dönem üretenlerin zengin olduğu bir dönem…

Evet yeni dünya düzeni üretenler ve yönetilenler (köleler) şeklinde iki sınıfın olduğu bir dünya düzeninin başlangıcındayız. Özellikle yüksek teknoloji üreten kişilerin üst seviye yönetenler düzeyinde olacağı, rantçı, al-satçı ekonomik düzenin son bulduğu bir düzen başlangıcındayız.

Nedenlerini inceleyecek olursak artık dünya’da para bulma kıtlığı ve normalizasyona girmiş bulunmaktadır. Parayı kazanan insanların gerçekten üreten ve ortaya bir iş koyanların kazanacağı, artık karlı yatırımların al sat ile 1 e 100 değil gerçekten emek harcanarak 1 e 100 kazanılacağı bir dönemin başındayız.

Türkiye ekonomisinin şu anda yaşamış olduğu döviz darboğazı bu dönemin daha başlangıcındadır. Gelecek dönemde al-satçı firmaların dar boğaza girdiği, işçi çıkarttığı, basit katma değeri olmayan ürün üretenlerin fabrikalarını kapattığı, dışa bağlı üretim yapan fabrikaların bölümlerini kapattığı bir on yıl göreceğiz. Fabrikasını iyi yönetemeyen firma sahiplerinin lüks arabalarını yok pahasına sattığını göreceksiniz.

Evet bunları yazarken yine Türkiye’nin geleceğine baktığımda, eğer gerekli atılımlar yapılmaz ise bu yönetenler ve kölelerin oranı bir açmaza girecektir. Büyük bir ihtimal ile %1 lik kısım gerçekten insan gibi yaşarken geri kalan %99 ise sadece temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde maaşa ulaşabilecek.

Bu ortalama ABD gibi gelişmiş ekonomilerde %10-15 bandındadır. Tabii bu bant bizim en zengin dediğimiz Koçlar, Sabancıların fakir kaldığı bir banttır. Yani siz gerçekten üretim yapan bir girişimciyseniz ve ürünleriniz bu yüzde 10’u hedefliyorsa satış imkanınız çok yükselecektir. Çünkü Türkiye’de %1 lik kesim 800 bin kişiye denk gelmekte bu sermaye maalesef eğitim kapasitesi ve üretim kabiliyeti büyük ekonomilerle karşılaştırıldığında çok düşüktür.

ABD ekonomisi gibi ekonomilerde %10 luk oran 30 milyona denk gelmektedir. Ve bunların içinde Apple, Google gibi dev firmaların olduğu bir gruptan bahsediyoruz. O yüzden ABD hala dünyanın en şanslı ekonomisi arasında yer alacaktır. Gelecek yıllarda büyük fikirlerin ve çalışmaların bu özgürlükçü ve teknolojiye sahip ülkeden çıkmasını bilmek için çok fazla kafanızı yormanıza gerek yoktur.

Peki Türkiye olarak ne yapmalıyız. Öncelikli olarak zenginlik %1 in elinden çıkmalı ve zenginliği %10-20 e yayacak politikalar üretmeliyiz. Dindar ve cemaat kültürü olan kesimin yönetimden elini çekmesi ve dindar olsa bile bunu kendi içinde yaşayan yöneticilerin başta olması gerekmektedir.

Gerçekten milli ve yerli yöneticiler ile uluslar arası iletişimi yüksek insani değeri yüksek yöneticilerin toplumun ve şirketlerin en tepelerine yerleşmesi gerekmektedir. Eğitim alanında model olarak kendi milli modelimizi oluşturup zengin ve fakirin aynı ortamda yetiştiği okulları dizayn etmeliyiz.

Doğu ve batı arasında sentezi oluşturup doğunun toprak değerini batının zeka kapasitesiyle birleştirip ortaya yeni ekonomik tarım modelleri koymalıyız. Yurttaş, toprak, teknoloji, bilim, sanat gibi kelimelerin yöneticilerin ağzından düşmeyen kelimeler olması gerekmektedir.

Önceliğimiz borçsuz bir ekonomi ve kendi kendine yeten bir ülke olması gerekmektedir. Savunmasından, üretimine her alanda kendi kendine yeten bir ülke olması önceliği olmak zorundadır. Ülkemiz insanının, dünya lideri olma gibi boş ve desteği olmayan hayalleri olan yöneticileri dikkate almamaları gerekmektedir.

Dünya lideri olabilmeniz için öncelikli ülkenizin ve sizin bazı vasıflarınız olmanız gerekmektedir. Bir ilk okul çocuğunun matematik zekasına sahip olmayan yöneticileri olan ülke yönetiminin ancak ülkeyi bir bakkal dükkanı gibi yönetebilir ve doların 6-7 lira olmasını ancak seyreder. (Bakkallar bile girdi çıktı hesabı yapabilirler ve buna göre bakkalını yönetirler ayrı mesele!)

O yüzden ülkenin top yekün yönetici kadrolarının değişmesi Atatürk’ün yaratmış olduğu yurdunu seven sahte olmayan gerçek özgürlükçü Atatürkçü’lerin kadrolara yerleşmesi gerekmektedir. Böylece yeni düzeni inşa edip geleceğe umutla bakabiliriz. Aksi takdir Türkiye ancak %1 lerin gerçekten yaşadığı bir dönem beklemektedir.

Ben kendi adıma elimden geldiğince üretim yapmaya ve insanları bilinçlendirmeye çalışıyorum. Eğer böyle geri kalmışlık hoşunuza gidiyorsa benim hiç umrumda olmayacaktır. Ben yüzde 1 in içindeyim çünkü!

Yazılım ile kalkınmanın önemi! Ama hangi yazılım!

Merhabalar,

Öncelikli olarak yazılım ile kalkınma çok önemli bir modeldir. Neden mi? Çünkü yazılım yazmanız için gerekli olan girdiler; laptop, elektrik ve akıllı beyinler. Evet ülkemizde akıllı beyinden çok laptop ve elektrik olmasına rağmen neden yazılım markalarımız yok gelin bu konuyu irdeleyelim. (Akıllı beyinler maalesef laptop sayısından çok az!)

Marka oluşturmak aslında hele bir yazılım markası oluşturmak her baba yiğidin harcı değil maalesef. Hele bunu İslami siyasala gönül vermiş kişilerin anlamasını beklemek anlamsız bir çaba olur. Neden mi anlatayım?

Bir kere marka olmanız için niş ürünler geliştirmeniz gerekir. Canım ülkemin canım mühendisleri bir dönerci gibi hareket ederek nerde CRM, nerde ERP gibi sektörde zaten doymuş olan bir yelpazeye ürün geliştirirler. Ve geliştirdikleri ürünleri global bir bakış açısıyla değilde lokal bir mantıkla geliştirirler.

Bir de niş ürünler geliştirmeniz o kadar kolay değildir. Birinci günden 20.yılınıza kadar birinci versiyondan 5. versiyonunuza kadar sizi işin başında görmek isterler müşteriler. O ara belki bir iki ev yapmış kira yiyip ne işim var arge ile, müşteri talepleriyle ben kiramı yiyip yan yatayım derseniz marka yaratmak hayal olur.

Markanızı yarattınız ama bunun pazarlaması ayrı bir uğraş. Buna para harcamak insanlara külfet gelir. Onu harcamaktansa gidip kendine son model bir araba çekmek ve hava atmak Türk insanının genetiklerinde vardır.

İş böyle olunca sizin yazılım ile kalkınma ve markalaşmanız imkansız hale gelir. Birde buna eğitimsiz bir insan topluluğu içinde yaşamanız eklenince satış rakamlarınız diplerde sürünür. Maalesef topluma eğitimsiz diyorum ama buna en büyük holdinglerin kalantor CEO’larıda dahil, dijitalleşmenin önemini anlamamış bir sürü kobimiz mevcut. Dijitalleşsek ne olacak, o verilerden analiz ve sentez üretecek insan kaynağımızda yok. Yani CEO şuna bakıyor. Kardeşim ben anlamıyorum, elemanım hiç anlamıyor o zaman neden yatırım yapayım katkısı ne olacak? Onun yerine gider kendime yeni araba alırım yada şurdan ev daha çok prim yapar!!!

Yani bu ülke şu an bir girdapa girmiş bulunmakta ve 16 yıllık inşaat ekonomisinin, eğitilmeyen insanlarla bir gelecek kurmak çok zor. Burdan yöneticilere önerim bu topraklardan zeka değil kas gücü çıkar. En azından tarımı kurtarın. Bizim gibi yüksek teknoloji üretmeye çalışan insanlarda şansını yurt dışında bulacaktır. Bu ülkeden yüksek teknoloji adına bir umudumun olmadığını net yazmak isterim.