Dünya nereye gidiyor

Öncelikli yeni bir haftada herkese haftasının güzel geçmesi dileğiyle. Bu hafta pek iyi şeyler olmasa da özellikle Türkiye için hayata devam etmek zorundayız. Beynimizin arka tarafında bir yerlerde iş sorunları, memleket sorunları, hayatın basit olmasına karşın karmaşıklaştırmamız vs. bu tip konular içten içe bizi yerken biz yaşamaya çalışıyoruz. Aslında hayatı basite indirgemek istiyorsak bence anı yaşamak gerekmektedir. Ana bakalım. Şu an işimiz var, sağlıklıyız, veya kendinize başka olumlamalar yaparak hayatı kendinize zindan etmemek ve güzel yaşamak gerekmektedir. Bilmem nedendir bu memleketin bir havası bozuldu herşeyim güzel olmasına rağmen bu memleket havası beni bozmaktadır. Sizi bilmiyorum?

İnsanların mutsuzluğu, samimiyetsizliği, aptal insanların zengin olması, geri zekalı insanların karar verici olması, işini bilmeyen bir sürü yeteneksiz insanın para kazanması hepsi bu memlekette. Emin olun şu an bizimle çalışan bir sürü insan Almanya’da, Amerika’da Starbucks’a garson bile olamayacak düzeyde. Ama en azından kendi yaptıklarımız ile kendi öz saygımızı yükseltip daha iyi şeyler yapmalıyız ki bu insanlardan farklı olalım. Eğer farklı olursak emin olun hayat size en güzel armağanını verecektir. En azından işinizi iyi yaptığınız için akşam uyurken rahat uyuyabileceksiniz. Bence hayatı basitleştirin. Gelecek kaygılarını bırakın. Hayallerden çok bugünü yaşayın. Ve bugünü güzelleştirin ve bugün için şükredin. Yarın olmadan yarını düşünmek ve yarın için şükretmek yersiz daha ne olacağını bilmiyorsunuz. Sağlıcakla kalın.

İnsanlar ne kadar dürüst?

Evet bu yazımı insanların ne kadar dürüst olduğu ile ilgili yazmaya karar verdim. Ticarette ve özel ilişkilerinde samimi olmayan bir toplumda yaşamaktayız. Özellikle kısa yoldan para kazanmak isteyen, samimi olmayan insanlar etrafımızda… Peki bu tip insanlarla ilişkimizi nasıl düzenleriz. Nasıl bu insanlarla ilişkiye girmeyiz? Çok basit kendinize insanları tanıma şansı vererek. Zaman içersinde bu tip insanları çözmeye başlayacaksınız.

Kısa süre içinde başıma gelen bir olayı aktarmak istiyorum. Yarı iş, yarı tanışma toplantı sonrası edindiğim bir izlenim. Kimse samimi değildir. Bu olay aslında web sitelerim için SEO desteği için bir danışman ile görüşme talebim oldu. Web siteleri kendisine attığımda bana görüşme lokasyonu olarak lüks bir mekanda randevu verdi. Bu randevuda işin detaylarını konuşacağımız ve teklif alacağımı zannederek görüşme yerine gittim. Mekanda hem sitelerin üzerinden geçmeye ve hemde bana notlar aldırmaya başladı. Aslında karşımdaki kişiyle samimi bir toplantı olarak geçtiğine bir an için inansamda aklımda böyle kolaycı bir insan olduğu şahsen geçmedi diyebilirim. Meğerse amacı kolay yoldan nasıl para kazanırımmış. Herkesin bilgisi değerlidir. Bilgi en değerli şeydir. Ama verilen bilgi ne kadar değerli bu önemlidir.

Herneyse sonrasında gün sonunda ben kendisine “İyide biz bu kadar konuştuk. Asıl çalışma için ne kadar ücret ödeyeceğiz?” diye sorduğumda sanki o gün bir iş yapmışız gibi bir konuşmaya dönerek bana çok ciddi bir rakam söyledi!(Toplamda 1 gün için 2 asgari ücret) Çok ilginç ama ne özel hayatımda nede iş hayatımda böyle bir tavır görmedim! Diyorum ya baksanız çok samimi, iyi üniversitelerde okumuş, iyi bir insan diyebileceğiniz birisinden sizi resmen tuzağa düşürmek için kurgulanmış bir davranış! Öncelikle insanları tanımak çok zordur. Akıllarından ne geçer bilemezsiniz. Ama maddiyatın çok önemli olduğu şuanki yaşamda bu tip karaktersiz insanları hayatınızda karşılaşmanız mümkündür. Benim önerim karşılaştığınız insanlara hemen güvenmeyin. Belki seneler sonra bile ondan çok büyük bir kazık yemeniz ihtimal. Can Yücel’in dediği gibi her şeyini kaybedecekmiş gibi hareket edersen üzülmezsin. Çünkü hiçbir şey bize ait değil.

Sağlıcakla kalın.