İlk yazım Chicago’dan, üreterek mutlu ol.

Evet bu blogu karşılaştığım olaylar, gezintiler, iş tecrübelerim gibi gün gün olmasada haftalık şekilde yazmak için ilk başlangıcı yapmış bulunmaktayım. Buna aslında beni teşvik eden  1 milyon takipçisi olan Barış Özcan oldu. Barış Özcan bu linkten takip edebilirsiniz. Kendisinin zincirleri kırma videosunu izledikten sonra bende her hafta bir yazı yazacağım. Şu anda diğer bir zinciri kırma aktivitem ise her gün 10dk kitap okuma. Pembe Fil diye bir kitabı okumaktayım. Bu kitap algıyı nasıl yönetirsiniz bunu anlatıyor. Aynen şu an yaptığım gibi aklınızda bir “Pembe Fil” belirdi belki 🙂

Asıl burda kişisel girişimcilik ve hayata karşı nasıl kuvvetli oluruz bundan dilim döndüğünce bahsetmeye çalışacağım. Benim yolculuğumda aslında üretim ve üretmek çok önemli bir unsur. Üretmeyen insanların mutsuz olduğunu düşünenlerdenim. Ürettiğiniz ne olursa olsun ona deli gibi tutkuyla bağlı olmanız ve onun üzerinde hayallerinizin olması sizi hayata karşı dirençli tutmaktadır. En kötü anlarda bile hayatın zorluklarını bu tutkunuzla aşabilirsiniz. Bunun amacı para olmadığı sürece siz hayatın en mutlu insanlarından olabilirsiniz. Bir kere öncelikli olan şey hayatınızda rakamlar olmamalı diye düşünenlerdenim. Hayatı rakamlar ile kısıtlayanlar eninde sonunda mutsuz olurlar. Satış rakamları, evlilik yaşı, çocuk sahibi olma yaşı, kredi tutarları, primler, çalışan sayıları vs vs gider bu liste. En önemli şey hayatta nerdesiniz? Ne üretiyorsunuz? Hayata ne iz bıracaksınız? Girişimci olmak ve üretmek için şirket olmak zorunda değilsiniz. Sizin hobileriniz, ürettiğiniz bir bez bebek, bir resim, bir müzik, bir pul koleksiyonu, dijital yazılar… Önemli olan aslında üretmek. Benim üretim yolculuğum aslında 2000 yılında sevgili babamın bana aldığı DELL OPTIPLEX GX110 ile başladı. O zamanın en iyi PC’siydi. Aslında ondan önce bilgisayar dünyasına Comodore 64 ile başlasamda program yazmamıştım. O zamanın, o iyi makinesini iyi ki babam almış. Babama kızardım hep bana niye bisiklet almadın derdim 🙁 Ama en önemli şeyi almış o işçi maaşıyla, bugün ki hayallerimi gerçekleştirecek Türkiye ve Dünya ekonomisine katkı sağlayacağım ürünü geliştirecek PC’yi almış bundan gerisi boş aslında… Şu an düşünün ki bu yazdığım yazılımın Türkiye’ye katkısı milyon TL’ler ile ifade edilebilir. Bunu sağlamamda yardımcı olan babama burdan teşekkürlerimi sunuyorum.

Sonrasında girişimcilik hikayemi başka yazılarda da anlatacağım. Ama asıl konudan ayrılmamak adına mutlu olmak için üretin, öğrenin, tekrar üretin ve geliştirin. Bu size başka bir keyif verecektir. Ve bunları yaparken kar amacı gütmeyin. Belki bu ürettiğinizden başta para kazanmak isteyebilirsiniz. Buda gerekli ama önceliğiniz bu parayı kazanırken bile ürettiğiniz şeyin devamlılığı için olsun. Zaten hobi maksatlı ürettiğiniz birşey var ise de sakın bunları satmayın! Sattığınız şey artık hobilikten çıkacaktır. Ama böyle bir üretim yolculuğu isterseniz ve bu size keyif veriyor ise parası yüzünden değil o üretimi keyifle yaptığınız için olması kanaatindeyim.

Şu an 3 Ocak 15:12 Chicago’da North Avenue ‘ya yakın bir Starbucks’tan bu yazımı yazarken herkese üreterek mutlu olabileceği bir dünyası olması dileğiyle bu hafta ki yazımı bitirmek istiyorum. Akşam İstanbul’a dönüş 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir